Felsefi Pratik

Felsefi bir düşünme eylemi içinde olmak çoğu zaman, lüks, yaşamsal olmayan, hayatımızda doğrudan bir etki yaratmayan, sadece akademiye ait bir alan olarak düşünülebilir. Fakat biz bu yargının düşünmenin doğasına dair kavramsal bir yanılgı olduğu fikrindeyiz.

Felsefi Pratik tarihsel olarak felsefeyi bir yaşam biçimi olarak gören Helenistik ve Sokratik geleneğe dayanıyor, düşünmeye şehir (birlikte yaşamın) hayatının zorunlu bir pratiği, kişiler arası bir kamusal etkinlik ve insan esenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.

Düşünmeyi salt doğuştan gelen bir kapasite olarak değil geliştirilen bir beceri ve teknik olarak kavrıyoruz. Bu anlamda düşünme becerilerini aktif bir şekilde kullanacağımız felsefi pratik alanını kuruyoruz. Bir benzetme yapacak olursak düşünme pratiğinin fiziksel becerilerden çok da farkı yok. Nasıl daha sağlıklı bir bedenimiz olması için egzersiz yapmamız gerekiyorsa, düşünsel bir ‘fit’lik için aktif ve bilinçli bir düşünme eylemi içinde olmanın önemli olduğuna inanıyoruz.

Haftada iki saatlik buluşmalarda düşünme becerilerini geliştirecek alanı kuruyor, sürekli olarak sorgulama, problematize etme, reflektif ve kavramsal düşünme edimi içinde bulunuyoruz. İnsanların bu yetkinlikleri kazanmasının yaşamları üzerine düşünme fırsatı sunduğuna ve insanın iyi olma haline katkı sağladığına inanıyoruz.

Felsefi Pratik’te, düşünmenin 3 boyutuna eleştirel, yaratıcı ve özenli olarak bir arada yaklaşıyoruz.

Eleştirel düşünmede, kendimizi post-truth çağındaki manipülasyonlardan, algı yönetiminden, bilişsel yanlılıklardan ve çeşitli retorik taktiklerden koruyacak argümantasyon becerisini geliştirmeyi amaçlıyoruz. Eleştirel düşünme fikirlerimizi daha açık sunmaya, sadeleşmeye, varsayımlarımızın farkına varmaya ve daha iyi gerekçelendirmemize olanak sağlıyor.

Düşünmeyi salt mantıksal bir işlem olarak değil yaratıcı bir süreç olarak görüyoruz. Bir konuya salt kendi yaklaşımımız üzerinden değil olası bütün yaklaşımları geliştirmeyi amaçlayarak yaratıcı düşünme pratiğimizi geliştiriyor. Farklı perspektif ve hipotetik durumları düşleyerek düşünsel yaratıcılığımızı besliyoruz.

Eleştirel ve yaratıcı düşünme ancak özenli bir ortamda hayat buluyor. Entelektüel değerler ekosistemi içinde gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Felsefi Pratik, kazanmayı amaçlayan rekabetin değil, fikirleri dayanışma ile geliştirmenin alanı haline geliyor. Özenli bir ortamda entelektüel merak geliştirme ve fikirleri söyleme cesaretini daha rahat sergiliyoruz. Topluluğa duyulan güvenle birlikte düşünsel belirsizlikle baş etme, yılmama, netlik, tutarlılık yönünde birlikte çalışabilme becerilerimizi geliştiriyoruz. Karmaşık olan durumlar kaçınmanın değil, heyecan ve merakın kaynakları oluyor. Bu durumda düşünme eylemi bir savunmayı, karşı tarafın düşüncelerini savuşturmayı değil, aynı bir oyunda bir dansta olduğu gibi karşılıklı katkıyı amaçlıyor. Farklı düşüncelerin varlığını düşünsel bir şölene dönüştürmeyi hedefliyor.

Felsefi Pratik’te gelişen entellektüel duyarlılık ve entelektüel değerlere verilen önemin, bizlerin hayatın belirsizliğinde ve ilişkilerimizi yönetmede önemli olduğunu düşünüyoruz.